Detay

Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır

2. Hukuk Dairesi         2019/7978 E.  ,  2019/12757 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVACI-DAVALI :
DAVALI-DAVACI :
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil - Aile Konutu Şerhi Konulması

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından aile konutu şerhi konulması ile tapu iptali ve tescil davaları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:


1-Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davalı-davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.


2- Dava Türk Medeni Kanununun 194. maddesine dayalı tapu iptali ve tescile ilişkin olup, toplanan delillerden; tarafların davanın devamı sırasında 03.01.2018 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları, bu sebeple dava konusu taşınmazın aile konutu olma niteliğini kaybettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla konusuz kalan tapu iptali ve tescil davası hakkında 29.11.2018 tarihli 2018/3963 esas ve 2018/13802 karar sayılı bozma ilamımız gereğince "Karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.


Davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında "Karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi halinde, yargılama giderleri ile bunun kapsamına dahil olan vekalet ücreti (HMK m.323/1- ğ) hakkında, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu nazara alınarak hüküm tesis edilmelidir (HMK m. 331/1). Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır (TMK m. 194). Bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir.


Somut olayda, davacı davalı kadın dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu ve açık rızası alınmadan yapılan satış işleminin geçersiz olduğunu iddia etmiş, davalılar ise dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığını ve satıştan davacı davalının haberdar olduğunu savunmuşlardır. Mahkemece tarafların boşanmaları sebebiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, gerekçe belirtilmeksizin kadının tapu iptali ve tescil davasında yargılama giderlerinin davacı-davalı ... üzerinde bırakılmasına ve davalı-davacı ... yararına vekalet ücretine karar verilmiştir. Toplanan delillerden ve özellikle de tanık olarak dinlenen tarafların ortak çocuğu Berkcan'ın beyanlarından, taşınmazın tarafların fiilen ayrıldıkları tarihe kadar aile konutu olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların en son olarak birlikte oturdukları konutun davaya konu edilen konut olması karşısında; dava konusu taşınmaz yönünden aile konutu olma şartları gerçekleşmiştir. Davalı-davacı eş Zaim’den dava konusu taşınmazı 31.03.2014 tarihli işlemle satın alan davalı davacı ...'in yeğeni davalı ...'in taşınmazın aile konutu olduğunu bilebilecek durumda olduğu ve satış işlemine davacı-davalı kadının açık rızasının bulunmadığı da dikkate alındığında, dava tarihi itibariyle davacı-davalı kadının dava açmakta haklı olduğunun kabulü gerekir. O halde; davacı-davalı kadının dava açmakta haklı olduğu gözetilerek kadının tapu iptali ve tescile yönelik davasında yargılama giderlerinin davalılarüzerinde bırakılması ve yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davacı-davalı kadın yararına vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.


SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24.12.2019 (Salı)



Scroll to Top