Detay

Davalı kadına yapılan dava dilekçesi tebliği usulsüz olup, davalının 14.02.2019 tarihinde verdiği cevap dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü ile davalı kadının delillerinin toplanılması ve sonucuna göre davalı kadının taleplerinin de değerlendi

2. Hukuk Dairesi         2019/6226 E.  ,  2019/12873 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:


7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre, tebligat muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.


Aynı Kanunun tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine 6099 sayılı Kanunun 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır.


Söz konusu 7201 sayılı Kanunun 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 sayılı Kanuna göre, adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır.


7201 saydı Kanunun 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde ise, 21/1. maddeye göre bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Muhatap o adreste hiç oturmamış ya da adresten ayrılmış dahi olsa tebligat iade edilmeyecek, 21/2. madde gereğince işlem yapılacaktır. Bunun yapılabilmesi için de tebligatı çıkaran merciin, adresin, adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğunu tebliğ evrakında belirtmesi gerekmektedir.


Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak (bilinen bir adresi yok ise adres kayıt sistemindeki adresi esas alınarak) Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa, adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh de düşülerek 21/2. madde uyarınca tebligat çıkartılmalıdır. Muhataba doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması doğru olmaz.

Somut olayda mahkemece, dava dilekçesi önce Ödemiş/İzmir’de bulunan bir adrese tebliğe çıkarılmış, tebligatın muhatabın adreste tanınmadığı için bila ikmal iadesi üzerine doğrudan davalının mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Bu durumda dava dilekçesinin mernis adresine 21/1 ’e göre tebliğ edilmesi, edilememesi halinde 21/2’ye göre tebligat çıkarılması gerekirken doğrudan 21/2’ye göre tebliğ edildiğinden dava dilekçesinin davalı kadına tebliği usulsüzdür. Davalı kadın ise 14.02.2019 tarihinde cevap dilekçesi vermiştir. Somut olayda davalı kadına yapılan dava dilekçesi tebliği usulsüz olup, davalının 14.02.2019 tarihinde verdiği cevap dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü ile davalı kadının delillerinin toplanılması ve sonucuna göre davalı kadının taleplerinin de değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.


SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 26.12.2019 (Prş.)



Scroll to Top